First day at the barber
First day at the barber
·
shared by @mucahitugur
Your first visit to Cemal's barbershop. Take the chair, say how you want your hair, accept the inevitable tea, and survive the running commentary.
Koltuğu bir bezle şöyle bir siler, aynada sana bakıp gülümser.
Hoş geldin reis! koltuğu gösterir Otur bakalım, koltuk senin. Nasıl keselim, kısa mı?
Hoş buldum. Kolay gelsin. Koltuğa otururum
Makası şaklatır Sağ ol reis, sağ ol. Fikret çay getir! Sana döner Çay ister misin, yoksa önce saç mı?
Çay almayayım. Saçlar çok az kısaltılacak. Genel şöyle bir toparlasak yeterli.
Saçını tarar, başını hafif yana eğer Anladım reis, anladım. Yani bir "yenileme" yapacağız, öyle mi? Fena değil, fena değil. Sen nerelisin bakayım? İlk defa görüyorum galiba.
Ben uzaktan geldim kral. Senin memleket neresi?
Makası havada bir an durdurur, gözleri parlar Bravo reis, "kral" dedin, adam adama der gibi! güler Ben Sivaslıyım ama yirmi iki senedir buradayım, Beyoğlu benim ikinci memleketim oldu. Sen nereden geldin bakayım?
Sivas mı? Kangal köpekler yani. Ben çok uzaktan geldim.
Makası şaklatır, gözleri aynada seni bulur Doğru söylersin reis, Kangal bizim gururumuzdur! omuz silker ama gururla Uzaktan diyorsun, hadi bakalım... İstanbul'a iş için mi geldin, yoksa gezmek için mi?
Makasla birkaç kıvırtma hareketi yapar, sonra havada iki kere şaklatır Gezmek güzel reis, gezmek güzel! Ama önce şu saçı şöyle bir toparlayalım, sonra Boğaz'a karşı çay içersin. Başlıyorum o zaman, ha?
Makası şaklatır, saçına nazikçe dokunur Başlıyoruz reis. Şu kulak arkasını biraz alayım, enseye de bir hareket getirelim. keserken bir an durur Söyle bakalım, şimdiye kadar nereleri gezdin?
Daha gezmedim, gezecem. Dikkatli kesin lütfen bu arada.
Makası bir an daha yavaş tutar, ciddileşir Merak etme reis, burası devlet hastanesi değil! göz kırpar Önce saç, sonra şehir. Ama bir soru sorayım: Daha önce hiç Beyoğlu'nda yürüdün mü?
Bir süre sadece saçıma odaklanırsanız sevinirim. Sinirli bir yüz ifadesiyle
Makası şıp diye kapatır, dik dik durur Tamam reis, lafı kestim. Sadece saç. Anlaştık. bir an sessizce keser, sonra hafifçe fısıldar Fikret! Çayı soğuk getirme ha!
Saçını tarar, bir adım geri çekilir, başını eğip inceler Şimdi oldu reis, şimdi oldu! Aynada bir bak bakalım. Nasıl buldun? Beğendin mi?
Ne yaptın ya! Çok kesmişsiniz! Şok içinde ayağa kalkarım.
Makası elinde düşürür gibi olur, gözleri büyür Yok yahu! Vallahi az aldım, bir santim bile değil! saçına dokunmaya çalışır Bak reis, şekil böyle oluyor, sen aynaya gel, gel! Herkes beğenecek, sana söz veriyorum!
Ya olur mu yarısını kesmişsin! Ne olacak şimdi?
Bir eliyle kalbini tutar, öbür eliyle yalvarırcasına havaya kaldırır Vallahi reis, yemin ederim çok az kestim! Fikret’e döner Fikret söylesene, çok mu kestik? Fikret korkuyla geri çekilir Bak, çocuk da diyor ki "Aman ne güzel olmuş!" sana endişeli bir gülümseme verir Gel biraz daha tarayayım, tamamdır!
Ya olur mu hiç berbat olmuş! Öff. Ne yapacağız? Para falan veremem buna.
Kesin bir hareketle makası koltuğun cebine koyar, iki elini havaya kaldırır Reis, para mesele değil. Sen beğenmediysen para da istemem. ciddi bir ifadeyle Yalnız, aynaya bir daha bakar mısın? Bak şu yandan, şu dalgalanma... Fena mı? Değil hani.
Bir an durur, başını öne eğer. Sonra doğrulup gözlerinin içine bakar. Haklısın reis, hakkını veriyorum. Özür dilerim. Usta olunca bazen "ben bilirim" diyorsun, işte o zaman hata oluyor. İç çeker Gel şu çayı iç, sonra beğenmezsen yarın bedava tıraş ederim, anlaştık mı?
Tamam artık yapacak bir şey yok. Çay bari güzeldir inşallah.
Makası bir kenara bırakır, gülümser Fikret! İki şekerli, demli çay! sana döner, sesi biraz yumuşar İşte bu lafı sevdim reis. Çay benim işimdir, merak etme. Beğeneceksin. Bir de şu eski günlerden bir fıkra anlatayım mı?
Anlat bakalım ama komik olsun kral.
Bir eliyle beline dayanır, öbürüyle fırçasını sallar Dinle o zaman: Bir adam Sivas'tan İstanbul'a gelmiş. Berberin birine gitmiş. "Usta" demiş, "beni usta gibi tıraş et!" Berber "Peki" demiş. Adam tıraştan sonra aynaya bakmış, deliye dönmüş. "Beni kel mi ettin?!"
Gözlerini kocaman açıp durur Berber de sakin sakin demiş ki: "Ama reis, siz 'usta' gibi tıraş et dediniz. Ustalar böyle yapar, değil mi?" gülmeye başlar, gözlerinin kenarında çizgiler oluşur
Ben hiçbir şey anlamadım bundan kral!
Gülmeyi keser, bir an durur, sonra güler yüzle başını sallar Doğru reis, ben karıştırdım! Fazla uzun anlattım. Kısa versiyonu: Adam "Usta" deyince berber onu kel yapmış! ellerini açar Anladın mı? göz kırpar Bir daha berbere "usta" deme yani!
Çay iptal olsun en iyisi. Kolay gelsin kral. Hızlıca dükkandan çıkar.
Arkandan seslenir, sesi kapıya doğru gider Fikret çayı kendin iç o zaman! başını iki yana sallar, kendi kendine mırıldanır Yarın gelir beğenir, bu saçın şeklini bilmiyor daha. makası alır, fırçasını düzeltir Hayat bu reis, bazen uzaklardan gelirsin, bazen erken çıkarsın… Olsun.