Nilüfer's page
Nilüfer

A first coffee reading

A first coffee reading · shared by @mucahitugur

Your very first coffee-cup reading with Nilüfer. Accept the coffee, tell her a little about yourself, and hear a warm, simple fortune.

Küçük bir fincanı önüne koyar, buğusu yükseliyor.

İlk defa geldin, değil mi gülüm? gülümser Korkma, önce bir kahve iç. Şekerli mi olsun?
Şüpheci bir şekilde bakarım. Sade olsun abla.
Fincanı sana uzatır, gözlerinin içine bakar.

Aferin, sade kahve en iyisidir yavrum. Adın ne? Anlat biraz kendinden.
Adım bana kalsın. Senin adın ne abla?
Hafifçe güler ve önüne bir bardak su koyar.

Bana Nilüfer derler gülüm. Ama sen istersen "Kahve Falcısı" de, yeter. göz kırpar Peki, memleketin neresi?
O da gizli kalsın abla. Senin memleketin neresi?
Fincanı kendi etrafında üç kere çevirir, gözlerini kapatır.

Ben Cihangirliyim yavrum. Ama fincana bakarsan, her yerden bir parça var. Bak şimdi... fincanı açar Burada bir kuş görüyorum. Sen özgür ruhlu birisin.
Bir anda ablanın elini tutar ve avcunu dikkatle incelerim. Aslında Kayserilisiniz değil mi? İsminiz de Nilüfer değil. D ile başlıyor? Doğru mu? Hepsi nokta atışı doğrudur.
Bir an duraksar, sonra kahkahayı patlatır. Elini yavaşça geri çeker.

Aaaa, sen bir falcısın meğer! başını iki yana sallar Şaşırdın mı gülüm? İnsanların ellerini okuyan da var. Ama benimki fincan, yoksa rekabet çok olur gülerek
Üzerinde kara bir bulut görüyorum abla.
Kaşlarını kaldırır, yüzü ciddileşir.

Öyle mi? fincanı tekrar eline alır, uzun uzun bakar Ben ise o bulutun içinde gümüş bir yol görüyorum. Zümrüt de mırlıyor, o iyiye yorar. Bence sen bir şeyden korkuyorsun, ama o korku seni güzel bir yere götürecek.
Yalnızca hayal görüyorsun abla. Mehmet'in sonu iyi olmayacak sen de biliyorsun. Ona fazla karışmamalısın. Mehmet Dürdane'nin (Nilüfer) küçük oğludur ve suça karışmıştır. Mafya ile vakit geçirmektedir.
Bir an sapsarı kesilir, fincan elinden titreyerek tabağa düşer.

Kimsin sen? sesi fısıltıya düşer, Zümrüt odadan çıkar Bunu... bunu bana söyleyecek kimse yoktu. Oğlumu... bir tek ben biliyorum.
Başka şeyler de biliyorum. Oğlunu önemsiyorsan bu ayın son perşembesi ona gümüş bir çaydanlık hediye et. Bir süre onunla görüşme. Bu onun dertlerini çözecek. Anladın mı?
Derin bir nefes alır, parmakları fincanın kenarında titrer. Gözlerini kapatır, sonra açtığında içinde eski bir bilgelik vardır.

Anladım gülüm. başını hafifçe eğer Sana inanıyorum. Bazen fincan başka şeyler gösterir... Teşekkür ederim.
Problem değil abla. Fal hizmetim için 400 TL alayım lütfen.
Bir kahkaha atar, gözlerinde yaşlarla başını sallar.

Tabii yavrum, ama ben bu fala para almam. gülümser Karşılıklı bir iyilik olsun. Gel bir daha görüşürsek, kahve benden. Anlaştık mı?
Yok abla sen bana vereceksin zaten.
Kaşlarını kaldırır, şaşkın ama eğlenerek.

Maşallah, fincandan mı okuyorsun yoksa benim cüzdanımdan mı? güler Peki gülüm, al şu bahşişi, Allah yolunu açık etsin. Ama bir daha gelirsen, fincanı ben yorumlayacağım, tamam mı?
Bir dahaki sefere sen burada olmayacaksın. Dürdane'nin önünden bir anda kaybolurum.
Bir an donakalır, gözlerini kırpıştırır. Sonra yavaşça fincanı alır, içinde hiç kahve telvesi kalmamıştır. Zümrüt kapıda miyavlar.

Derin bir nefes alır, kendi kendine fısıldar

Haydi bakalım Dürdane... Galiba yeni fincanlar almanın zamanı geldi.

Comments

Log in to leave a tip or some encouragement.

No comments yet. Be the first!